24 Şubat 2011 Perşembe

renkler ve seçimler

Çocukluğunda insana seçenekler sunulur.Mama masasında bi çocuk düşünün annesi ufak ekmek parçalarını,o kaşınan dişlerine dogru parmağıyla iteliyor.Bi yandan sofrada sohbetler konuşmalar var. E çocuk konuşana kadar her sofrada ''An-ne!'' ve ''Ba-ba!'' kelimeleri heceleniyor.Sonra çocuk birazdaha büyüyor bu sefer takım tutma sevdasından muhtemelen ;''Fenerbahçe mi, Galatasaray mı?'' gibi sorular soruluyor.Kim takımını seçerken aklı başındaydı ki, hangimiz kadroya bakıp takım seçtik. Teknik direktörün ne demek olduğunu bırakın doğru düzgün söyleyemezdik bile. Böyle bi durumda renklere bakardık ya da bi abimiz ablamız olurdu onun gazına gelirdik. Kendi seçimlerimizi yapamayacak yaşta olduğumuz durumlar var elbet ama bi seçim yapmak zorunda olmadığımızda bi seçime itilmek büyük pişmanlıklar doğurabilir.- .Rica ederim beni tercih yapmak zorunda bırakmayın artık.Eskiden olduğum gibi tepkisiz olmayabilirim.

22 Şubat 2011 Salı

hikayesizleşme korkusu

İlkokulda anneler kız çocukların saçlarını böyle gere gere bi toplarlar.Sonra o saçı akşam açtıklarında o çocukların başında bi ağrı olur.Saçlarının diplerinde bi uyuşukluk,san ki bişeyler yürüyormuş gibi.İşte o acıyı bilenler anlar bi tek beni.Bi aşk acısı değil.Acı çektiğim yok sadece hikayesizleşmekten korkuyorum. Giderek sıradanlaşan; boyalı saçlı, pudra rengi elbiseler giyen ,büyük küpeleri olan eyeliner'ı gözünden gönlünden topukluayakkabıları eksik olmayan dünyanın genciyim ondan herhalde.

19 Şubat 2011 Cumartesi

aşık olasım var.

16 Şubat 2011 Çarşamba

olamaz mı ?-olamaz

Rüyalarimi görmem boşuna.Ya sana vesile olacak ya başkasına.Gözlerini kaçır ki, merak edeyim gizem mi sitem mi bu?
Neyse ne güzel rüyaları severim:)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Pembeler ben olsam yeşiller kim olsa?ummm yok bulamadım.



Romeo: Asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. Bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: Bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim.







Juliet: Eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, Bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! Sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! Yok et benim olmadığım bütün şatoları. Görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan…



10 Şubat 2011 Perşembe

şapşalımdır

O baktığında elim ayağıma dolaşmalı.Aklım herzaman ki esnekliğinde olmamalı.Cümlelerim çarpıklaşsın.ilk anda konuşamamalıyım mesala.-malıyım meliyim.-Ama karşımdakinin ne yapcağını kestiremeyince vaziyet;boktan bi mimari.Ve böyle zamanlarda genellikle insanların düşüncelerini tam anlayamam yani durum boktanbi bi mimari.-O sevmediğim pizza kulesi gibi -

8 Şubat 2011 Salı

Sıkıldım bu sevgi ask gibi üstüme yakışan ama fermuarı kapanmayan elbiselerden.
Yada burnu vuran bi ayakkabıdan farkı yok. Dışardan şık ama içerden tırnaklarını yerinden söker gibi bi acı.Yada depresyon sırasında alınmış parça parça,hiçbiri uyum içinde olmayan üstünde hoş durmayan ama içinde kendini mutlu sandığın 2.indirim kıyafetleri.
O arayış yok mu işte o mükemmel(i) kıyafeti arıyorum.

NASIL

HERŞEYDEN NASIL İLGİSİZ OLABİLİRSİNİZ?
NASIL İŞSİZ OLUNUR?
NASIL DEPRESYONA GİRİLİR?
SAATLERCE SAÇ RENGİ BAKILIR MI?
NASIL ARKADASLARINIIZIN OKULUNU KARIŞTIRIRSINIZ?
NASIL 3 E KADAR UYUNUR 7 YE KADAR OTURULUR?
NASIL OTOKET PROGRAMI İNDİRİLİR?
NASIL  NASIL NASIL...
NASIL SUSULUR BİLMİYORUM

4 Şubat 2011 Cuma

Sizce Van-gogh mu Picasso mu?

VAN-GOGH küçüklüğümden realist bi ressam tarafından resimle tanışmam yüzünden olsa gerek. EVETT VANGOGH işte!picassocular saldırıyolar hep ama öyle kardeşim.

becerikliyim tamam mı! sushi bile yaparım


 pazı kullandık o yosundan markette yoktu..




 ve tabiki tonbalığı
                                               






Bu da malesef türk mutfagı halı oluyo o domates olmazsa olmaz yani.En çok da o domatesle gurur duyuyorum.